Karantina ve Shakespeare
İleride -yanımızda anlatacak birileri olursa- kendi karantinamızı anlatacağız ancak inziva günleri dünya için ilk değil. Vebalı yılları araştırırken karantinadaki Shakespeare hakkında okuduklarımdan bahsetmek istiyorum.
1606 yılında tiyatrolar kapılarını kapadı. İki yıl önce 30.000 kişi Londra'dan vebadan hayatını kaybetmişti, tam bitti derken salgın geri döndü.
Vebanın semptomları korkunçtu: ateş, nefes darlığı, sırt ve bacaklarda ağrı, susuzluk ve tökezleme. Bazıları ayrıca “zihinlerde bulanıklık" yaşadı. 10 ila 35 yaşları arasındaki kişilerin özellikle savunmasız olduğu ortaya çıktı.Lord belediye başkanı, daha sert tedbirlerle yanıt vereceğine, dilencileri şehirden atacağına, enfekte olan her evin dışına bekçi atayacağını söyledi. Ancak herkes, bunların kolayca tutabileceği vaatler olmadığını biliyordu: Enfekte olan binden fazla Londralıyla, yetkililer bu kadar çok sayıda enfekte evin karantinasını sağlayacak kaynaklardan ve insan gücünden yoksundu.Veba Temmuz ayında Londra'nın büyük bir kısmına yayıldığında, Shakespeare'in mahallesi, Londra şehir surlarının hemen içinde kuzeybatıda bulunan St Olave's Silver Street kurtulmuştu. St Olave's küçük bir cemaatti ve 1606'dan önceki on yıl içinde kilise çanları, ölüler için yalnızca ortalama iki kez çaldı. 1606 yazında Londra'nın başka yerlerinde her hafta düzinelerce vebadan ölüm gerçekleşti.
Uzun karantina günleri Shakespeare’e olabildiğine boş vakit verdi. Evde bulunduğu süre boyunca Kral Lear, Macbeth ve Antonius ve Kleopatra gibi ölümsüz eserlerini kaleme aldı. Fakat bu izole hayatına rağmen Londra’daki Silver Street’teki ev sahibesi Marie Mountjoy’un Ekim 1606’da hastalığa nasıl yenik düştü ve yazar kısa bir süre sonra binayı terk etti. Ancak Shakespeare oyunlarındaki hiç kimse veba yüzünden ölmedi. Rahibin mektubunun Kuzey İtalya’daki karantina önlemlerine takılıp ellerine ulaşmaması nedeniyle ölen Romeo ve Juliet, vebadan dolayı gerçekleşen ölümlere en çok yaklaşan karakterlerdi.




8 yorum
Yıllar önce TRT belgeselini getirmişti. O yıllarda (75, 76 filan sanıyorum) TRT kültür ağırlıklıydı ve çok kaliteli şeyler izlerdik. Sadece onun değil Leonardo da Vinci belgeseli vardı. Tek bölüm değil böyle on, on beş hatırlamıyorum şu an bayağı uzun dizi şeklinde belgesellerdi. Her hafta BBC'nin mutlaka klasik mini dizileri gelirdi, Aşk ve Gurur, Siyah Lale ilk aklıma geleni. Sanırım TRT genel müdürü İsmail Cem'di o sayede böyle kültürlü, entelektüel bir hale gelmişti. Her Pazar öğleyin klasik müzik konseri/opera/bale olurdu. Şimdi çaçaron, mahalle karılarıyla dolu yemek, moda, bilmem neleri görünce ileri gideceğimize, geri geri gitmişiz diyorum :(
YanıtlaSilÇok ilginçmiş. Aslında okuduğumuz yazar ve şairleri sadece eserlerinden oluşuyor gibi algılıyoruz çoğu zaman. Oysa ki, onlar da yaşadıkları dönemin olayları ile varlıklarını sürdürmüşler, o olaylardan etkilenmişler. Belki de şair vebaya o kadar kızmış ki, oyunlarında ya da şiirlerinde adını geçirmeyerek mdan kendince intikam almış. Öte yandan, normal bir zamanda koskoca Shakespare’in veba salgını zamanı yaşadığını aklımdan bile geçirmezdim ben başta da dediğim gibi. Düşününce şimdi, çok ilginç. Selamlar.
YanıtlaSilVebayı anlatmadığı iyi olmuş, geçtiğimiz yaz okuduğum Alessandro Manzoni'nin Nişanlılar kitabında çok detaylı anlatılıyordu, hakikaten ürkütücü. Güzel yazı elinize sağlık.
YanıtlaSilShakespeare karantina dönemini fırsata çevirip en güzel eserlerini yazmış ne güzel,darısı bizlere :)
YanıtlaSilO dönemlerde çok fazla salgınla ve hastalıkla mücadele ediyormuş insanlar.Ömür bile daha kısa o dönem...
YanıtlaSilEskiden yaşanan bulaşıcı hastalıkları ve tedbirlerini o dönemin hem bilgi hem de teknolojik açıdan tam gelişmemişlik,yetersizlik durumlarından anlayabiliriz ama şimdiki zamanda herşey çok değişti ve artık insanlar, bazı gerçeklerin farkına varabiliyor..Yazınızı okuyunca aklıma bunlar geldi,bu açıdan çok anlamlı bir yazı olmuş..🙂
YanıtlaSilBen de şu anki halimizi Camus'un veba kitabına benzettim ama Sheakspeare benzetmesi de uymuş ☺️
YanıtlaSilYeni yazı var mı diye baktım ama yokmuş..Karantina ve Shakespeare tabloları da ilgi çekicimiş,daha yeni farkettik..😊
YanıtlaSil