Fotoğraf: ww2db.com
Doğadaki kamuflaj renkleri askeri alanda kullanabileceğini ilk olarak iki İngiliz zoolog ve bir Amerikalı ressam tarafından öne sürüldü. Bu zoologlardan biri olan Sir Edward Poulton, kamuflajla ilgili ilk kitabı 1890'da yazdı. Kitabın adı Hayvanların Renkleri. Kitap sayesinde kamuflajın askeri tekniklere nasıl dönüştürülebileceği konusunda ilham alındı.
Askeri üniformalar 1800'lerin ortalarında modern tüfeğin icat edilmesinden önce parlak renk tonlarındaydı. Ordular kırmızı gibi dikkat çekici renkleri seçerken tabur içindeki nişancılar, hedefleri vururken kendilerini gizlemek için daha göze çarpmayan kıyafetler giymeye başladılar. Avusturyalı askerler açık gri giyerken, İngiliz askerler koyu yeşili giydi.
Birinci Dünya Savaşı öncesinde yeni bir teknik ortaya çıktı, düşmana havadan keşif. Dolayısıyla doğanın renklerini kullanmak zorunlu hale geldi. Üniformadan önce kamuflaj desenleri ekipmanları saklamak için kullanıldı. Sonra askerler de bu formaları sırtlarına geçirdiler. İkinci Dünya Savaşı, kumaş üzerine mekanik baskılı desenlerin yükselişe geçtiği bir dönem oldu. Savaşılan ortama uygun olarak örneğin kar, çöl, orman desenleri uygulandı. Kamuflaj, her iki dünya savaşı sırasında da popüler kültüre sızdı kıyafetten, savaş makyaj boyasına kadar uzanan versiyonları çıktı.


